You are here: Home
Error
  • JLIB_APPLICATION_ERROR_COMPONENT_NOT_LOADING
  • JLIB_APPLICATION_ERROR_COMPONENT_NOT_LOADING
  • JLIB_APPLICATION_ERROR_COMPONENT_NOT_LOADING
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_k2, 1
  • Error loading component: com_k2, 1
  • Error loading component: com_menus, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_menus, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_k2, 1
  • Error loading component: com_users, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_k2, 1
  • Error loading component: com_contact, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_content, 1
  • Error loading component: com_users, 1
  • Error loading component: com_finder, 1
  • Error loading component: com_languages, 1

Articles

TARİHİ DEĞERLERİMİZ

Bu hafta sizlere “Tarih” denilince akla gelen şeyi anlatmaya çalışacağım. Çünkü dünden dünyanın ilk kurulduğu güne kadar uzanan bir süreci değerlendirme herhalde kolay olmasa gerek…

Tarih denilen şeyi önünüze rastgelen yüz kişiye sorun; alacağınız yanıtta her ağızdan farklı ama birbirine yakın şeyler duyarsınız. Fakat ayrıntı sorduğunuzda aynı oranda yanıt alamazsınız. Size uzun bir yanıt verecek olanlar bu konuyla ilgilenmiş olanlardır. Onlar da çoğunlukla –bu konunun üzerinde önemle durulmadığı için– iç geçirerek konuşurlar.

Günlük yaşantısını dar bir çerçeveye göre geçiren kişiye göre tarih bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz ya da gün; bir konuyu, geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatıdır.

Bu konuyla yeterince ilgilenmiş kişilere göre ise Tarih, geçmişteki insan topluluklarını, bu toplulukların yaşayışlarını, birbirleriyle ilişkilerini, kültür ve uygarlıklarını, yer ve zaman göstererek, anlatan bilim dalıdır. Tarihçi de kimi zaman bu olayların neden ve sonuç ilişkisi içerisinde yer ve zaman göstererek, belgeler ışığında açıklamaya, bunu açıklarken de objektif olmaya çalışır (Bunun aksini yapan kendi inanç ve etnik duygularıyla konuları değiştirenleri gerçek tarihçi olarak görmediğim için onları bu sınıfa koymuyorum) ve geçmişteki olaylara ilişkin tüm bilgileri, olayların vuku bulduğu dönemin koşullarını göz önüne alarak anlatmaya çalışır. Tarih, yaşanan olayların bir daha yaşanabilmesi gibi bir olasılık olmadığından diğer bilimlerden farklıdır.

Dolayısıyla geçmişten bu güne kadar yaşanan bunca olayların bize kazandırdıkları ve bıraktıkları yok mu? Elbette var. Tarihten ders alırız, almamız gerekir. Değilse eski bir düşünürün dediği gibi ”Ders alınmazsa tarih tekrarlanır.”

Bir de tarihten bize kalan emanet eserler var ki bina “Tarihi Eser” diyoruz. Peki, Tarihi Eser nedir?

Tarihçi anlatımıyla Tarihi eser “Geçmiş uygarlıklardan kalan kalıntı ve eserlere verilen genel bir addır. Eski uygarlıklardan kalan her kalıntının bir değeri vardır. Tarihi eserler eski uygarlıkların kültürü, yaşantısı, inanışları ve ilgili dönemin dokusu hakkında bilgiler verir

Tarihi eser denilince akla müzeler, kitaplar, kazılar ve eski dönemlerde yaşamış insanlardan günümüze gelen var oluş nedeni veya bazen ne olduğu bilinmeyen varlıkların araştırılması gelir. Tarihi eserlerle asırlar öncesine kadar gidip, şehirleşme özelliklerini, giyim kuşam şekli ve yaşam tarzlarını görür, din, örf ve adetleri, sanatları hakkında bilgi ediniriz

Bu yüzden de tarihi eserlerin ortaya çıkarılması ve onların muhafazası toplumun geleceği için büyük önem taşır. Arkeoloji ise toprağın ve suyun altında kalmış olan tarihi eserleri ortaya çıkarır. Arkeolojik kazı tahmin ettiğinizden daha zor bir iştir. En küçük bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak için iğneyle kuyu kazmaktan daha zordur. Bu uzun süreli uğraş gerektiren işin parasal kaynağını ancak devlet ya da onun kadar parasal kaynağı olan güçlü kurumlar üslenir.

Bir de bu eserleri restore işi var ki o başlı başına büyük bir iştir. Bu işin zorluğunu anlatmaya kalksak “Bu iş koca bir futbol sahasında dağılmış bir yaz-boz işini yapmaya benzer.”

Sizlerin dikkatini çekmeye çalıştığım bunca anlatıdan sonra “Bizlere düşen nedir?” diye sorduğunuzu işitir gibiyim.

Bu nedenle soruyu yanıtlarken öncelikle bu iş için gönüllü olarak bir araya gelmemiz gerektiğidir.

Önce bunun önemini herkese anlatarak başlamalıyız. Şunu iyi bilin ki sizin bildiğinizi herkesin bildiğini, herkesin duyarlılığının sizin kadar olduğunu sanmayın. (Şimdiki sözlerimin gerçekliğini bunca yıllık deneyimlerden biliyorum.) Aydınım diyenlerin hatası şu ki “Ya her şeyi ben bilirim, havasındadır, ya da herkes biliyor, herkes kendiliğinden gelir” diye düşünerek yeterince hareket etmez. Bu konuda adeta kapı kapı dolaşılması gerektiğini söyleyebilirim. Ancak bu kadar uğraştan sonra insanlardan destek isteyebiliriz.

Şimdi ise desteği nereden isteyeceğimiz konusuna geldi. Pek tabii ki öncelikle en yakınımızdan… Yani eşimizden kardeşimizden, arkadaşımızdan, komşumuzdan, mahallelimizden, aynı kasaba, ilçe ve ilimizden el birliği yapmanız gerektiğini söyleyebilirsiniz.

Onlara öncelikle en yakındaki sorunlardan başlamak üzere uzak sorunlara kadar bahsedebilir, onların da yanınızda bulunmasını, sizinle birlikte doğruları teşvik etmesini, yanlışlara karşı çıkmasını ve bu eylemlerin içinde el ele, kol kola olmalarını isteyebilirsiniz.

Buraya kadar toplum olarak nasıl hareket etmemiz gerektiğini anlattım, şimdide ivedilikle yapılmak istenen ve gerek adı geçen yere ve gerekse ülkemize zarar verecek yakın bir sorundan bahsedeceğim. Adı geçen yer Phaselis Antik kentinin bulunduğu yarımada, iki plaj ve her attığınız adımda asırla önce ne aşkların yaşandığı, nice olayların geçtiği yere yapılmak istenen turistik oteldir.

Herkes biliyor ki böyle bir olay orayı mahvetmekten başka bir işe yaramayacaktır. Memleketimizde otel yapılacak başka hiç bir yer kalmamış gibi buraya otel yapmak fikri kadar burayı baltalayıcı şey olamaz. Phaselis Antik kenti bize tarihi mirastır. Bu miras bize onu satma veya kiralama hakkını vermeyen ve olduğu gibi bizden sonraki nesle devretmemiz gereken bir mirastır. Bu bir devir-teslimdir ki bunun bir yerde kesilmesine evet demeye kimsenin hakkı yoktur.

Buna karşı çıkmak vatan savunmasıdır. Halkın hakkıdır, daha doğmamış nesillerin hakkıdır. Bizler bu dünyadan göçüp onlar geldiği zaman arkamızdan bizi lanetle anmalarını istemiyorsak onların hakkını savunmak hem vatanseverlik hem de insanlık görevidir.

Burada değil otel yapımına piknik yapılmasına hatta denize bile girilmesine izin verilmemelidir. (Çünkü bizde piknik yapmak, denize gitmek demek oranın kirletilmesi demektir. -Haksız mıyım?-)

Buna karşı çıkarken hem öyle bina yapılmaya başladıktan, bir kısım inşaatlar yapıldıktan sonra değil, çivi bile çakılmadan bu karşı çıkış yapılmalıdır ki sonuç kesin olsun. (Çünkü bir-çok yerde yargı durdursa bile geri dönüş –maalesef- olmuyor.)

Bunun için derim ki öncelikle konuyu yakından takip etmek üzere Kemer halkı tarafından acilen “Phaselis Antik kentini koruma heyeti veya benzeri bir birlik oluşturulmalıdır.”

Bu birlik öncülüğünde yürütülecek olan çalışmanın başarıya ulaşması daha kolay olacaktır diye düşünüyorum.

Bu günlerde seçim atmosferi ile bu konu gündeme gelmeyebilir belki ama bana göre bu seçimden daha önemlidir. Çünkü seçimde Ahmet gider Mehmet gelir ama Phaselis giderse bir daha geri gelmez.

Haydi KEMER, Haydi ANTALYA, Haydi İNSANLIK GÖREV BAŞINA !

Köşe Yazarları


IMAGE
Hasan AKTAŞ
chp de adaylar
Saturday, 14 March 2015
IMAGE
Dila Emral AYDIN
GİTME! GÖZÜM DÖNÜŞLERİNDE OLMASIN...
Thursday, 03 April 2014
IMAGE
Prof. Dr. Rauf YÜCEL
MERCAN KAYALIKLARI
Friday, 25 April 2014
IMAGE
Vedat SÜMBÜL
EDEBİYAT DÜNYASINDAN ÖLÜM HİKAYELERİ
Tuesday, 18 March 2014
IMAGE
Ali İRŞADİ
TARİHİ DEĞERLERİMİZ
Tuesday, 11 March 2014
IMAGE
Mehmet Semih SÖYLEMEZ
DOYASINA YAŞAMAK..
Friday, 17 April 2015